Haberler / Blog
SOLO DAĞCILIK
Tarih: 13 12 2020 | 784Geçtiğimiz gün, tesadüfen, Özgür Gezgin’in, bundan kısa bir süre önce aramızdan ayrılan duayen dağcılarımızdan Muzaffer Erol Gez ile yaptığı bir röportajın filmini izledim.
.
Röportajda Muzaffer Erol Gez şu ifadelerde bulunuyordu:
“Bisiklet olsun, dağcılık olsun, bireysel olarak yapılacak bir şey değil. Ben daima kollektif gruplardan yanayım. Hiç olmazsa, üç kişilik, beş kişilik gruplar halinde hareket etmek lazım. Özellikle dağcılıkta, hele tek başına dağa çıkılmaz. İki kişilik grup da azdır. En az üç kişi olmak lazım. Şimdi bir kaza anında yardım istemen için buna ihtiyaç var.”
.
Kanaat önderi konumunda bulunan ve genç dağcı nesiller üzerinde bir miktar etki sahibi olabilecek dağcı duayenlerimizin, dağcılığa sınırlar veyahut normlar getirme tehlikesi taşıyan bu gibi görüşler serdetmelerini ilke itibarıyla yanlış buluyorum.
.
Hiç kuşku yoktur ki, dağlarda yapılan solo tırmanışlar, risk faktörü en yüksek olan etkinliklerdir. Risk faktörü ayrıca, yapılan tırmanışın teknikalitesi, veyahut yüksek irtifa dağlarında olduğu gibi, dağın objektif tehlikelerinin katsayısı arttıkça daha da yükselmektedir. Koşullara ve yerine göre, ayak burkulması kadar basit bir yaralanma dahi ölümcül olabilir.
.
Pekiyi, o halde solo tırmanış yapan dağcılar, kendilerini mum ışığına atan gece kelebeklerimidir? Veyahut adrenalin müptelaları mı? Hatta ruh sağlığı bozuk bireyler mi? Bence hiç birisi değil!
.
Kuşkusuz dağcılık yaşantısının bir aşamasında kendine isim ve şöhret yapmak amacıyla, kısacası sağlıksız motivasyonlarla solo tırmanışlara girişmiş dağcılar vardır. Ancak bunların, bir kaç tırmanıştan ve amaç hasıl olduktan sonra, bu tarz dağcılığı sürdürmedikleri de görülmektedir.
.
Bu şekilde, etrafına bir şeyler ispatlamak için tek başına dağlara gidenleri bir tarafa bırakacak olursak, ancak tek başına dağa gitmenin, dağcılığın kendi özünde saklı dinamiklerinin bulunduğunu da teslim etmek zorundayız.
.
Dağcılık özünde, şayet bireyin kendisiyle, dağlarla ve dağların doğasıyla iletişimi ise, o halde bu iletişimde dış faktörlerin en aza indirgendiği; iletişimin en derin gerçekleşebileceği; en yalın dağcılık çeşidi hiç şüphe yoktur ki solo dağcılıktır.
.
Diğer yandan, solo dağcılığın riskleri, tehlikeleri ve olası sonuçları bu tarz dağcılığa kalkışanlar tarafından akılda tutulmak durumundadır. Deve kuşu misali, bunlar görmezden gelinerek, halının altına süpürülerek solo dağcılık yapılmaz.
.
Her şeyden önce solo dağcılık, tecrübe ve bu tarz dağcılığa hazırlık süreci, yani zaman gerektirmektedir. Unutmamak gerekir ki solo dağcılık sadece teknik tırmanışa hasredilecek bir etkinlik değildir. Yüksek dağlarda solo tırmanışta düşme tehlikesi çok düşük olabilir, ancak buna rağmen rüzgar, çığ, hava, irtifa gibi dış etmenlerden ötürü fizikman ekstrem bir tırmanış sayılabilir.
.
Dağlarda solo tırmanmak, tek başına çadır kurmaktan, yemek yapmaya; bir fırtınada çadırda uyumaktan, tırmanırken tüm kararları kendi başına almaya ve korkulara göğüs germeye uzanan yoğun bir deneyimdir.
.
Dağların o ürkütücü boşluğunda günlerce, değişken koşullarla başa çıkmayı ve doğru kararları vermeyi öğrenmek bir zaman meselesidir. Ufak ve temkinli adımlarla ilerlemek esastır. Ancak bu şekilde risk faktörünü tedricen azaltmak mümkündür.
.
Nihayette, solo dağcılık, dağlarda oynadığımız oyunlardan birisidir ve dağcılığın özünde barındırdığı dinamikler içerisinde kalınmak, yüksek risk ve tehlikeleri göz önünde bulundurulmak ve gerekli hazırlık sürecinden (hem mental, hem gerekli bilgiyi ve beceriyi kazanmak bağlamında) geçilmek kaydıyla yapıldığında, eleştirilecek bir dağcılık tercihi olamaz.
ÖMER BURHAN TÜZEL
